fbpx
02 Mar 2019

BY: Uzman- Psikolog

Tüm Yazılar

Comments: Yorum yapılmamış

Panik atak; beklenmedik bir anda, beklenmedik bir yerde ve aniden başlayan; ortalama 1 ila 20 dk. arasında süren, kişide bazı psikolojik ve fiziksel semptomlara neden olan bir hastalıktır.

Bu yazımız sizleri bilgilendirme amaçlıdır. Eğer yazımızdaki semptomları kendinizde gözlemliyorsanız buraya tıklayarak bu konuda uzman olan Yrd. Doç. Elif Güneri’den yardım alabilirsiniz.

  • Bu fiziksel semptomlar aşağıdaki gibi örneklendirilebilir:

-Kalp atışının hızlanması, kalpte çarpıntı

-Terleme, titreme

-Nefes alamama, boğulma hissi

-Göğüs ağrısı, göğüste sıkışma hissi

-Karın ağrısı, mide bulantısı

-Baş dönmesi, sersemlik, bayılacak gibi hissetme

-Üşüme ya da ateş basması

-Uyuşma, karıncalanma hissi

Psikolojik semptomlarda ise genellikle:

-Kontrolü kaybetme korkusu

-Çıldırma/aklını kaçırma korkusu

-Ölüm korkusu, görülür.

 

 

 

 

 

Bu semptomları yaşayan kişiler, genelde çareyi psikoloji alanında değil de; kardiyoloji, dahiliye gibi tıbbın diğer alanlarında arar. Çünkü tabloya ilk bakıldığında bu semptomların sebebinin psikolojik olduğunu düşünmek akla gelmez. Diğer alanlardan alınan sonuçlarda bir problem görülmeyince, kişi psikolojik kaynaklı olabileceğini düşünmeye başlar.

Deneyimlenen semptomlar haliyle, kişiyi hem psikolojik hem de bedensel anlamda oldukça sarsar. Panik ataktan dolayı bazı kişiler depresyon, beklenti anksiyetesi, fobi, sosyal bozukluklar, dış dünyayla ilişkiyi kesme gibi rahatsızlıklar geliştirebilir.

Panik ataklar en sık “panik bozukluk” hastalığında görülür. Yani bilinen yanlışın aksine panik bozukluk ve panik atak hastalıkları farklı tanılara sahip iki farklı rahatsızlıktır. Panik bozukluk, yineleyen panik ataklarıyla karakterize bir rahatsızlıktır fakat unutulmamalıdır ki her panik atak geçiren kişi panik bozukluk hastası değildir. Panik atak, panik bozukluk dışında da farklı psikolojik rahatsızlıklarda (anksiyete bozukluğu, fobiler gibi) ya da bedensel hastalıklarda (tiroid bezinin fazla çalışması, kansızlık gibi) görülebilir. Aynı zamanda, bir psikolojik rahatsızlığın varlığı da panik atağın gelişmesine neden olabilir.

Panik atağın nedenleri araştırıldığında her psikiyatrik rahatsızlıkta olduğu gibi psikolojik, fizyolojik, genetik ve sosyal çevrenin etkileri görülür.

Bireyin sosyal çevresi, büyüdüğü ortam, aile ilişkileri, ebeveynleriyle arasındaki bağ ve iletişim, arkadaşlıkları da panik atak riskini etkileyen sosyal faktörlerdir. Eğer bireyin bu konularda yaşadığı problemleri varsa, panik atak geliştirme riski, daha nitelikli bir yaşam süren bireye göre daha yüksektir. Bireyin yaşadığı; ebeveynlerin boşanması, işini kaybetme, evinden uzaklaşma, ayrılık, bir yakınını travmatik bir şekilde kaybetme, istismara maruz kalma, savaş gibi travmatik tecrübelerin de panik atak oluşmasında oldukça büyük bir etkisi vardır.

Hastaların aile öykülerine bakıldığında, bir aile bireyinde herhangi bir psikolojik rahatsızlık varsa, kişinin panik atak veya bir başka psikolojik rahatsızlık geliştirme riski daha yüksektir. Bu veri bize, diğer psikolojik rahatsızlıklarda olduğu gibi, genetik faktörün panik atakta da etkisinin olduğunu gösterir.

Fizyolojik yani bedensel bir rahatsızlık da kişinin panik atak yaşamasına neden olabilir. Troid bezinin aşırı çalışması, kan şekeri düşüklüğü gibi rahatsızlıklar bunlar örnek olarak gösterilebilir.

Panik atak esnasında kişinin, yukarıda bahsedilen semptomların önüne geçebilmesi için yapması gereken en etkili şeylerden biri nefesini düzene sokmaktır. Çünkü panik atak esnasında kişi hızlı ve kesik nefesler alır; vücut beyne daha çok oksijen göndermeye çalışır. Bu esnada kandaki oksijen miktarı artarken, karbondioksit miktarı hızla düşer. Bu da kalp çarpıntısı, baş dönmesi, mide bulantısı gibi semptomlara neden olur. Bu nedenle nefes egzersizleri yapmak, kişinin panik atak anında nefes alışverişini düzene sokmasına yardımcı olabilir. Bunun yanında, panik atak geçiren kişinin bir kese kağıdından nefes alıp vermesi sağlanarak da kanındaki karbondioksit oranı arttırılabilir.

Panik atak geçiren insanların, diğer insanlara göre daha mükemmeliyetçi, kontrolcü, dakik, kendisine ilgi gösterilmesini bekleyen, sorumluluk duygusu fazla, aceleci kişiliğe sahip oldukları görülmüştür. Bu kişilik özellikleri kişinin her konuyu kendine dert etmesine, en ufak bir problem karşısında yoğun bir stres ve kaygı duymasına, depresif duyguları daha sık tecrübe etmesine neden olmaktadır. Kişi bu özelliklerini tolere ederek ve törpüleyerek hem atakların şiddetini hem de panik atak yaşama ihtimalini azaltabilir.

Örneğin aceleci bir kişiliğe sahip insanların, hem panik ataklarının uzun sürdüğü hem de sonrasında tekil panik atakları panik bozukluğa çevirdikleri yapılan araştırmalarda görülmüştür. Yani günlük hayatta aceleci davranan kişilerin yaşadığı panik ataklar, diğerlerine göre daha uzun sürer ve daha sonra tekrarlama olasılığı daha yüksektir. Bu nedenle aceleci kişiler, bu özelliklerini tolere etmeye gayret etmeli, azaltmaya çalışmalıdır. Yapılması gereken işleri son güne bırakmamak; ev, iş, okul hayatını düzene sokmak aceleciliği azaltmada hastaya yardımcı olabilir.

Kişi hayatındaki stresörleri azaltarak da kendisine yardımcı olabilir. Onu kaygılandıran, korkutan, üzen faktörler panik atak yaşamasını tetikleyebilir. Bu tür duygulara neden olan etkenlerden uzaklaşmak hem sağlıklı bir psikolojiye sahip birey için hem de panik atak gibi psikolojik bir sıkıntıya sahip birey için oldukça önemlidir.

Panik ataklar kişinin işlevselliğini etkilemeye başladıysa, kişi bu ataklardan rahatsızlık duyuyorsa daha profesyonel bir tedavi sürecine girilmelidir. Bu süreçte mutlaka psikolojik terapi gereklidir. Buna ilaç tedavisi de eşlik edebilir. İlaç tedavisinde antidepresanlar kullanılır. Terapilerde genellikle bilişsel davranışçı terapi ya da dinamik/psikanalitik terapi tercih edilir. Tedavi sürecinin işlevsel olabilmesi için terapilerin düzenli yapılması, ilaçların doktor kontrolünde kullanılması gerekir.

Bir Cevap Yazın

Side bar
Whatsapp destek
%d blogcu bunu beğendi: